Video
Transkript
- 100 abonemi topladım ve her birine 10.000 dolar verdim,
ayrıca dünyadaki en büyük alışveriş merkezlerinden birini
kiralayıp onları içeri kilitledim.
Önümüzdeki 10 saat boyunca onları avlayacağım.
Koşun, gidin buradan, hadi bakalım.
Onları bulursam 10.000 dolarımı geri alacağım.
Yarın sabaha kadar saklanırlarsa onlarda kalacak.
-
Bu alışveriş merkezine hiç gelmemiştim.
-
Devasa bir yermiş.
-
Hadi!
-
Tanrım, evet!
-
Beni burada bulamaz.
-
Yok artık!
-
Evet, işte para.
-
Cebimize atabiliyor muyuz?
-
Legoland’de birini gördüğümü biliyorum,
çocuklarla oraya bakacağız.
-
Saçmalık.
-
İnanılır gibi değil.
-
Bu odada birisi olduğunu biliyorum.
-
Birilerinin muhtemelen burada olması
sence de garip değil mi?
-
Onları duyuyorum.
-
Buradan gidelim.
Olamaz!
-
Hayır, hadi ama!
-
Bir dakika, yukarıda birini mi buldun?
-
Ailem ilk yakalanan kişi olmamamı
söylemişti bana.
- Resmen ilk bulunan kişi kendisi
ve cansız mankene dönüştü.
Biri gitti, 99 kaldı.
Ayrılmamız lazım, Chandler ve Karl’ı
Toys R Us’a gönderdim, ben de buz pistine bakacağım.
Bu alışveriş merkezinde her şer var.
Bu otomatın duvardan bu kadar uzak durması şüpheli.
Otomat niye böyle?
Merdiven var.
Merdivenle tavan arasına çıktılarsa
10 bini hak ediyorlar.
- Bu Toys R Us’ta biri olduğunu hissediyorum.
Birini gördün mü?
-
Kimse var mı?
-
Bilmiyorum.
-
Evet. Saklandığına emin misin?
Hadi canım.
Toys R Us’ta başkası var mı?
-
Evet.
-
Ahlakını kaybetmiş.
-
Perdelerin arkasında kesinlikle birisi var.
-
Kahretsin. İlk olmayı beklemiyordum.
-
Tanrım.
-
Başka kimse yok mu?
Biraz bekle.
Yüzünü gördün mü? Evet, başka birisi daha var.
Başka bir mavi ceket görüyorum.
-
Tüh ya.
-
20.000 dolar daha kurtardım.
Hayallerini mahvettiğim için kusura bakma.
-
Sorun yok.
-
Sorun yok.
-
Olamaz!
-
Burada sadece sen mi varsın?
-
Evet.
-
Az önce bana yalan söyledin
çünkü burada birisi var.
-
Çok iyi birisiymiş.
-
Olamaz.
-
Senden nefret ediyorum.
Senden değil ama senden nefret ediyorum.
- Beş parasız bir üniversite öğrencisiyim.
Bu para hayatımı değiştirebilir.
- 10 bin kazanmak sadece benim için değil,
ailem için de çok büyük fark yaratır.
- Üç saattir arıyoruz
ve sadece yedi kişi bulduk, desteğe ihtiyacım var.
Sapnap ve Marques’i çağırdım.
Çocuklar, kayak merkezini aramanız lazım
çünkü benim zamanım yetmez.
-
Merhaba?
-
Onu buldum. Bir tane daha.
-
Dikkat et.
-
Tanrım, burada…
-
Burada birisi var.
-
Birisi mi var?
Buraya nasıl girdin?
-
Kişiyi buldum.
-
Küçük bir kale dikmişsin.
-
Çok iyi bir fikirmiş ama yine de bulduk.
-
Nolan çöp kutularına bakıyor.
Sapnap ve Marques Brownlee kayak merkezine bakıyor.
Karl ve Chandler ne durumda acaba.
- Bütün su kayaklarını kontrol edeceğiz, iki kez.
Kimseyi göremiyorum.
Kimseyi görmedim.
Kontrol edelim, bakıyoruz.
-
Bu kayağa bakalım.
-
Durun, orada kimse yok çocuklar.
-
Alo?
-
Sen mi aradın?
-
Evet, durumunuzu merak ettim.
-
Su parkındayız.
-
Size güveniyorum. Daha fazla insan bulmaya çalışın.
-
Bakalım mı?
-
Burada olmaları bile yasak.
-
Ya hile yapıyorlarsa?
-
Mantıklı.
-
Biz bir bakalım.
Olamaz!
-
Kaydırağa gitmemiz yasak!
-
Evet.
-
Toys R Us’tan çıkmam lazımdı.
Anlaşılan o mağazaya geliyorlarmış.
- Gördüm seni! Numaran ne?
Hadi. Neredesin bakalım kaçak?
Nolan’dan kaçamazsın.
- Yarışmacı Nolan’dan kaçarken
doğrudan Chandler ve Karl’ın ağzına düştü.
-
Bakın, kaçıyor.
-
Ne?
Ayağım ıslandığı ve ayakkabım olmadığı için şanslı.
Seni yakalayacağım.
-
Hemen köşede!
-
Hey.
-
Olamaz!
-
Hızlıymışsın.
-
Altı saatten az kaldı
ve daha bulunacak 78 kişi var.
-
Tamam, insanları bulmamız lazım.
-
Şurada bir dosya çantası var
yani birileri yakınlarda.
Uyanık mısın?
-
Uyuyakalmış.
-
Selam.
-
Evet, seni bulduk. Günaydın!
-
Bulamadınız.
-
Bu ne Tareq?
-
Bir panda.
-
Saklanma noktası.
Bu devasa pelüş oyuncak yığınının içindeysen
yakalanacaksın.
Zebra desenli örtüyü gördün mü?
İlginç bir şekilde insan şeklini almış.
Bakalım on bin kazanabilecek miyim.
-
Ah!
-
Ah!
-
Galiba seni korkuttum.
-
Hayır, burada olmasan utanç verici olurdu.
-
Çok yoruldum.
Orada olman mümkün değil.
-
Ufak bir misafirimiz var.
-
Ne güzel.
-
Acayip.
-
Sana bol şans.
-
Sağ ol, sana da.
-
Evet, bir golf sopası alayım.
-
Chandler, ne yapıyorsun?
Burada çalışmıyorsun.
-
Sakin ol.
-
Ne yapıyorsunuz?
İnsanları aramamız lazım.
- Arıyoruz zaten, aradığımız gerçeğini
öylece örtbas edemezsin.
- Nerede olduğunu bilmediğim için.
Dışarıda mini golf oynuyorlar.
-
Selam.
-
Birini yakaladılar, kutunun hemen dışındalar.
-
Önemli olan tecrübeydi.
Bana kaybettirirken
golf oynadığınız için çok sağ olun.
- Şu ana kadar 37 kişi yakaladık, iyi bir sayı gibi dursa da
ama hâlâ kaybedecek 630 bin dolarım var.
Sanırım yardıma ihtiyacım var.
Tam saat 17.00’de SWAT ekibini çağırdım.
İster inanın, ister inanmayın tema parkı da var.
Daha oraya bakmadık bile.
Çok havalı değil mi?
Size söylemediğim bir sürpriz var.
Bulduğunuz her kişi için
paranın yarısını kazanacaksınız.
- Tabii efendim.
- Çok ciddiler.
Plan nedir? İşinizi yapın.
- Siz ikiniz arkaya.
Biz üçümüz bütün alışveriş merkezini turlayacağız.
- 7752, ayrılmadan önce alanın temiz olduğundan
emin olun.
- Birini çıkışın yanındaki merdivenlerin altında buldum.
Buldum seni.
-
Ne? Olamaz.
-
Binanın altını üstüne getirdiler.
-
77, dokuz yönündeki yürüyen merdivenin
arkasına bak.
- Yani şu an termal bir drone kullanıyorsun
ve arkadaşlarına bildiriyorsun.
-
Kahverengi matın arkasında iki kişi var.
-
Tanrım, drone var.
-
Bekle, biri mi saklanıyor?
-
Gel bakalım. Hadi, gidiyoruz.
Hadi, çıkıyoruz!
-
Ne zamandır buradasın.
-
Başından beri.
-
Başından beri mi?
-
Resmen kafamın üstünde drone uçuyor.
-
Tamamen temiz.
-
Tanrım! Ne zamandır oradasın?
-
Beş saat falan oldu. Çok yorgunum.
-
Biz buradayken
para kazanamazsın.
- Bu SWAT ekibinin şakası yok.
Tanrım, buldukları insan sayısına bak.
Bebek taşırmış gibi taşıyor.
Benim iki kişi bulduğum sürede
siz 10 kişi bulmayı başardınız.
Söz verdiğim gibi, yarısını alabilirsiniz.
-
Gerçekten mi?
-
Evet.
-
Teşekkürler.
-
Teşekkürler.
-
Hatta bunu da alın.
Her biriniz on binlik bir çanta alacaksınız.
Teşekkürler!
-
Teşekkürler!
-
Sağ ol.
-
İşte hayallerimi yıkan SWAT ekibi.
-
Bu da bittiğine göre
bütün tema parkının boş olması lazım.
- Bir şekilde beni kaçırdılar.
Galiba drone beni görmedi.
- Cansız mankenlere dönüştüler. Av devam ediyor.
SWAT ekibine rağmen arayacak çok yerimiz var.
Bazı yarışmacıları açığa çıkarmamız gerek.
Bunun için de arkadaşımız Jack Black’i çağırıyorum.
Bütün alışveriş merkezindeki hoparlörlerden çalacak.
- Jimmy su parkını kapatıyor.
Parayı istiyorsanız saklanacak bir yer bulsanız
iyi olur.
-
Teşekkürler Jack Black.
-
Onu çok seviyorum.
-
Su parkını kapatacaklarını söyledi.
Bütün katları inmem gerekiyor.
-
Gece sonuna kadar burada saklanacağım.
-
Sıradaki görevim işemek olacak.
Umarım hayatta kalırım.
- Sahnenin altına girmeye çalışacağım.
Bence bizi burada yakalayamaz.
Tamamdır, sahnenin altına girdim arkadaşlar.
Bence gece boyu burada rahat oluruz.
- Şaka yapmıyorum, az önce şurada birisi vardı
ve şimdi kayboldu.
Tareq, kameranı var.
- Tamam, al bakalım.
Burada…
-
Birini mi gördün?
-
Evet! Buraya gelmen için sana bağırıyordum.
-
Kimseyi görmedim. Bence burası temiz.
-
Saat 07.00.
Zaman ilerledikçe çocukların motivasyonu düşecekti tabii.
53 kişi kaldı,
sayıyı 30’un altına düşürmeme yardım ederseniz
annelerinize bir tekne alacağım.
-
Annem teknelere bayılır!
-
Size hesaplamayı yapayım.
30’un altına düşersem 230 bin kurtarmış olacağım.
Tanesi 15 bine güzel bir tekne bulabilirim.
Yani tasarrufumla eşit olacak.
Sizin için dalgasız denizde yüzmek gibi olur.
-
Yaptığı şakayı anladım.
-
Sanırım avımın kokusunu aldım.
Şaka mı bu? Çok emindim.
Burada kimsenin… Seni gördüm.
Neredeyse ayrılacaktım.
-
Az daha gidiyordun.
-
En azından
annem tekne kazanmaya bir adım daha yakın.
-
Annen mi?
-
Anlaşılan tekne iyi bir motivasyon kaynağı oldu
çünkü çocuklar bir sürü insan bulmaya başladı.
-
Olamaz!
-
İki saatten biraz fazla kaldı.
Yarışmacılar yorulmaya başlamış olmalı.
- Kafayı yedim
ama bence kesinlikle Jimmy’yi kandırdım.
- Evet, neler oluyor Nolan?
Ne yapıyorsun kanka?
-
Yaşlı birisi oluyorum.
-
Ve.
-
Hademe olacağım.
Benim zamanımda.
Sanırım şeker dükkanından bir ses geldi.
Tişörtümü buldum.
Mavi tulumlu birisini gördün mü?
-
Bir düşünmeye çalışayım.
-
Bana yalan söylüyorsun gibi hissediyorum.
-
Asla söylemem.
-
Hmm.
-
Jimmy buraya baktığını söylemişti zaten
ama Jimmy bu işte iyi değil, devam edelim.
Olamaz! Hemen buldum.
Jimmy, buraya bakmış mıydın?
- Tanrım.
Unutma, senin annen tekne kazanırsa
Sapnap’in annesi de tekne kazanacak.
-
Sapnap’in annesine her şeyi vermek istiyorum.
-
Peki.
-
Dede delirdi.
Yaşlı birisi tarafından bulundun.
Ne yapıyordun?
-
İşemem lazımdı.
-
Tuvalete mi gidiyordun?
-
Evet.
-
Garipmiş.
-
Arama devam ediyor.
-
Yalan mı söylüyorsun bana? Kimse yok mu?
Tamamdır, bilmem gerekeni biliyorum.
Bölgeyi arayın arkadaşlar.
Gördüm.
-
Biliyordum.
-
İçeride birisi var mı?
-
Hayır, bu kadar.
-
Ona inanıyorum.
Arkadaki mankenleri sayarsak
70’in üstüne çıkmışlar, yani hedefinize ulaştınız.
Hepinizin annesi yepyeni bir tekne kazandı.
-
Rica ederim anne.
-
Karl, kız arkadaşımın yeni bir tişörte ihtiyacı var.
-
Açıkçası kız arkadaşına kırmızı çok yakışıyor.
-
Evet, Kal,
bu tişörte ne diyorsun?
Bedenini hatırlamıyorum,
hepsini alsak da olur bence.
Şurası. Charleston çikolatalarına ne diyoruz?
- Evet, rafı da.
Raf olmasa da olur.
- Yok, rafı da alalım.
Neyse, rafı istemiyormuşum.
Baksana Karl,
bence kız arkadaşım IT’SUGAR kutusu da isterdi.
Hemen bir alıvereyim.
-
Tanrım.
-
Neredeyse kazanacaktın.
-
Duyduğuma çok sevindim.
-
Peki.
-
Sanki…
-
Sen devam et.
-
Nasıl olur bu?
-
Bana bu yeterli.
Sadece 30 dakika kaldı
ve alışveriş merkezi kapılarını açtı
ve daha kurtaracak 230.000 dolarım var.
Videoda olmak ister misiniz?
-
Evet!
-
Teşekkürler!
-
Mavi tulumlu insan gördünüz mü?
-
Daha değil.
-
Kahretsin.
-
Dostum şuna bak, baktıysak bile umurumda değil.
Bakmaya devam eden.
İçeride iki kişi mi var?
-
Evet.
-
Onları bana teslim edersen
çantalardan biri senin olacak.
-
Yani bir başkasından çalacaksın.
-
Yapma! İnternette yayınlanacak!
-
Sadece 15 dakika kaldı.
-
15 dakika kaldı ve on bin kazanabilirim.
-
Kimse beni durduramaz.
Hazırım. Yarışmayı kazanacağım.
- Bir dakika, ne gördüm ben? Bekle.
Gelin bakalım.
20 dakikadan az kaldığı için
görmemiş gibi yapacağım.
Koşmak isteyebilirsiniz.
Yarışmanın son 15 dakikasında
bu çocuklardan 10.000 dolar almak kendimi kötü hissettirir.
-
Yarışmanın son 10 dakikasındayız.
-
Çok yoruldum.
-
Nihayet sonuna geldik.
-
Yarışma beş dakikaya bitiyor.
-
Teslim etmeyeceğim.
-
10 bin için?
-
10 bin için, yapmayacağım.
-
Vay canına.
-
Yarışmanın son dört dakikası.
Umarım yine sürpriz çıkmaz.
-
Bu noktada elenirsem bildiğin ağlarım.
-
Üç, iki, bir.
Yarışmacılar, süremiz doldu.
-
Tanrım.
-
Hayır, hayır, bitti, sona erdi.
-
Ne?
-
Jimmy yarışmacıları çağırdı.
-
Az önce bulmuştum.
-
Önümde…
-
Bekle.
-
Hâlâ saklanıyorsanız
10 bin dolar nakit kazandınız demektir.
-
Bir saniye fazla dayandın. Kazandın.
-
Biliyorum.
-
Tanrım.
-
Konuşmalarını dinliyordum.
-
Tanrım!
-
Çocuklarım güzel bir tatile çıkacak.
-
Vuhu!
-
Hayatta kalanları tebrik ederim.
Hepiniz 10 bin dolar nakit kazandınız
ve bir sürü para dağıttık.
Bir milyon dolarımı riske atıp
ve sadece yarım milyonunu harcamış oldum,
çok canım yanmaz, abone olun.